Birçok öğrencimle ilk derste aynı cümleyi duyuyorum: "Kafamda çeviriyorum, o yüzden geç kalıyorum." Bu tamamen doğal bir süreç — ama kalıcı olmak zorunda değil.

Çeviri tuzağı, beynin iki dil arasında sürekli gidip gelmesinden kaynaklanır. Cümle kurmadan önce Türkçesini düşünür, kelime kelime çevirir ve sonunda karşınızdaki kişi çoktan konuyu değiştirmiştir. Çözüm gramer çalışmak değil; İngilizceyi İngilizceyle düşünmeyi öğrenmektir.

Bunun için derslerimde uyguladığım üç yöntem var. Birincisi "gölgeleme": kısa ses kayıtlarını duyar duymaz tekrar etmek. İkincisi görsel bağlantı kurmak: kelimeyi Türkçe karşılığıyla değil, zihninizdeki görüntüsüyle eşleştirmek. Üçüncüsü ise günlük mikro-monologlar: her gün iki dakika, yüksek sesle, gününüzü İngilizce anlatmak.

İlk haftalarda yavaş hissetmeniz normal. Ama birkaç hafta içinde kafanızdaki çevirmenin sesi kısılmaya başlar ve konuşma çok daha doğal akar. Deneme dersinde bu teknikleri birlikte uyguluyoruz — farkı ilk dersten hissedersiniz.